TAYFUN KORKMAZ: “MÜZİK BENİM İÇİN BİR DÜŞÜNME BİÇİMİ”

TAYFUN KORKMAZ: “MÜZİK BENİM İÇİN BİR DÜŞÜNME BİÇİMİ”

Müziğe on yaşında mandolin çalarak başlayan ve ünlü isimlerle çalışan müzik öğretmeni Tayfun KORKMAZ, müziğe olan tutkusunu, " Müzik benim için bir düşünme biçimi. Hayatı, müzikle sanat....

Müziğe on yaşında mandolin çalarak başlayan ve ünlü isimlerle çalışan müzik öğretmeni Tayfun KORKMAZ, müziğe olan tutkusunu, "Müzik benim için bir düşünme biçimi. Hayatı, müzikle sanatla ve felsefeyle anlamaya çalışmayı seviyorum.” şeklinde özetliyor. Müziğin dışında edebiyatla da ilgilenen Korkmaz’la öğretmenlik ve iş hayatını konuştuk.

Merhaba, kendinizden bahseder misiniz?
Merhaba Özlem. Ordu doğumluyum. Henüz 3 yaşımdayken babamın mesleği gereği (öğretmen) Tokat’ın Niksar ilçesine tayinimiz çıktı. İlk,  ortaokul ve lise eğitimimi Niksar’da,  üniversiteyi Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Müzik Bölümü’nde tamamladım. Şu anda Konya Beyşehir’de yaşıyor ve çalışıyorum. Evli ve iki erkek çocuk babasıyım. Spor, felsefe, edebiyat, tiyatro, sinema ve müzik ilgilendiğim ve keyif aldığım alanlar. Kısaca böyle özetleyebilirim.

Müzik öğretmeni olmaya ne zaman ve nasıl karar verdiniz?
İlkokul yıllarımda mandolinle tanıştım. Henüz on yaşımdaydım. Ortaokulda bağlama çalmaya başladım. Lisede de yılsonu gecelerinde ve özel günlerde bağlama çaldım, türküler söyledim, tiyatrolarda oynadım, şiirler yazıp seslendirdim.  Sahnelere ilk adımlar… Özellikle lise yılları hormanal değişim rüzgârlarıyla birlikte edebiyata yönelmemi sağladı. Anlam arayışım o yıllara dayanır ve hala tüm hızıyla sürüyor. Çok kitap okuyor, şiirler yazıyordum. O defterlerim hala durur. Edebiyatın sihri damarlarımda dolaşıyor, zihnimi geliştiriyor, Türkçenin mükemmelliği karşısında şaşkına dönüyor, büyüleniyordum. Bu durum beni üniversitede edebiyat okuma düşüncesine taşıdı. Fakat maalesef ve belki de iyi ki, üniversite sınavından yeterli puanı alamamıştım. Ailecek oturduk, düşündük taşındık. Müzik zaten on yaşımdan itibaren benimleydi. Müzik bölümü okumaya karar verdim. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Müzik Öğretmenliği bölümünü kazandım. Okul bittikten sonra memurluk sınavına girerek Konya’nın Beyşehir ilçesine ilk atamam gerçekleşti. Yaklaşık on beş yıldır bu şahane şehirde Müzik Öğretmenliği yapıyorum.

Peki üniversitede istediğiniz bölüm neydi? Eğer öğretmenlik dışında bir meslek seçmeniz gerekseydi bu hangi meslek olurdu?
Lise yıllarımda edebiyata meyletmiş şiirler, denemeler, tiyatro metinleri yazıyordum. Dolayısıyla edebiyat fakültesi okumayı düşünüyordum. Fakat yeterli puanı alamadım sınavda. Bilgiyi, entelektüel birikimi ölçen bir sınav olmadı hiçbir zaman üniversite sınavları. Ben edebiyatın üniversitesini, dünya çapındaki Türk ve yabancı yazarlar, şairler,  sayesinde okumuş oldum. Onlardan çok şey öğrendim hem yazıyla hem de edebi türlerle ilgili. Dil bilgim her zaman iyiydi. Bölümü okuyamadım ama şimdilik iki adet öykü kitabım var. Şiir kitabı projem de yolda. Bu soruyu ara ara ben de kendime soruyorum Özlem. Ben merak duygusu yüksek biriyim. Öğrenmeyi, yeni disiplinlerin içerisine girerek sakin ve emin adımlarla meseleyi çözümlemeyi çok seviyorum. Yıllar içerisinde kendimle beceri ve zihinsel manada çok ilgilendim ve bu durum hala sürüyor. Müzik öğretmenliğinin yanı sıra birçok alanda ürünler veriyorum. İki adet öykü kitabı (Not;’a ve Avaz) sözleri ve müziği kendime ait “Böyle Konuşmamıştık” ismini taşıyan bir albümüm var. Bu albümden üç şarkıya da video klip çektik. İstanbul Üniversitesi Felsefe bölümü ikinci sınıf öğrencisiyim. Kısacası Özlem, ben tek bir meslekle ilgilenip ondan emekli olma düşüncesinde hiç olmadım. Emeklilik durumu bana göre değil. Yaşam algım kreatif. Üretmeyi ve bunları insanlarla paylaşmayı seviyorum.

Hem öğretmen hem müzisyensiniz, kendinize ait albümleriniz mevcut. En sevdiğiniz parçanız hangisi?
Evet. Üçüncü soruda buna kısaca değinmiştim şimdi biraz açayım.  2011 yılında büyük duayen rahmetli sanatçı Erol BÜYÜKBURÇ ile bir çalışmam oldu. Niksar’ın Fidanları türküsünü birlikte seslendirip bir de klip çektik. Bu sayede Erol ağabeyimle uzun ve sık vakit geçirme fırsatım oldu. Erol abi benim için gerçek bir okuldu. Ondan çok şey öğrendim. Sahici bir sanatçı duruşu olan, yaşamına çok şeyler sığdırmış, vatanperver biriydi rahmetli. Bir gün İstanbul’da stüdyoya giderken arabada, ona bestelerimi dinlettim, çok beğendi ve Türkiye’de özellikle bu yıllarda Anadolu Rock tarzında çok az eserler verildiğini, bir boşluk olduğunu, bestelerimi mutlaka bir albüme dönüştürmem gerektiğini söylemişti. Erol Abiden aldığım gazla 2016 yılında aranjörlüğünü sevgili dostum Cantekin KAFALI’nın yaptığı, sözleri ve müziği bana ait olan sekiz şarkılık bir albüm çalışması yaptık. Adını da albümdeki şarkılardan biri olan “Böyle Konuşmamıştık” koyduk. Albüm, bütün sosyal platformlarda mevcut.  Bu röportajı okuyan değerli gözler, dinleyip, yorumlarlarsa mutlu olurum.

Müzik Hakkında ne düşünüyorsunuz?
Müzik benim için bir düşünme biçimi. Türküler söylenen bir evde büyüdüm. Annemim hatırı sayılır bir sesi vardır. Dolayısıyla çok küçük yaşlarda tanıştım müzikle. İlkokulda mandolin, ortaokulda bağlama çalmaya başladım. Hayatımın, hatırladığım her anı müzikle geçti ve geçmekte. Özellikle üniversite yıllarım müzik konusunda çok bereketli geçti. Okumalarım daha da arttı. Edebiyatın müzikle flörtü büyüktür. Şarkı üretirken şiirden besleniyoruz ve “sakız içi kağıdı” sözler yazmamak için çok okumak şart. Kendi şiirlerimden oluşan amatör bir şiir albümü kaydettik arkadaşlarımla. Kafe, bar programlarında grup arkadaşlarımla birlikte müzik yaparak profesyonel olarak müzikten para kazanmaya başladım. Haftanın yedi günü müzik yaptığımız, çevre il ve ilçelerde halk konserleri verdiğimiz şahane yıllardı. Hayatı müzikle, sanatla ve felsefeyle anlamaya çalışmayı seviyorum.

Ne tür şarkılar dinlemeyi seversiniz?
Ben öncelikli olarak öğretmenlik mesleğim gereği her tür müziği dinlemek ve bilgi sahibi olmak zorundayım. Çocuklarıma bildiklerimi, müzikal kaliteyi örneklemem gerektiğinde, heybem dolu olmalı. Özel hayatımda tabi ki daha seçiciyim. Dünya’da yapılan ve hala yapılmakta olan klasikleşmiş ve klasik olma adayı olan, düzenlemeleri özenle yapılmış, sözlü ise, sözleri anlamlı olan yerli yabancı şarkılar dinliyorum. The Beatles, Led Zeplin, Jimi Hendrix , Bob Dylan… Türk sanatçı ve grup olarak da, Kayahan, tabi ki Sezen, Yaşar, Ceylan Ertem, Selda Bağcan, Mahsuni Şerif,  Duman, Flört,  Mor ve Ötesi, Hayko… Elbette saymakla bitiremem ama başlıcaları bunlar.  Sözsüz eserler ve özellikle Klasik Batı müziği, üniversitede eğitimini de almış olmamdan dolayı bana çok iyi gelir fakat türkülerle büyüdüğüm ve ruhumdaki asi, haylaz, aksi çocuk yüzünden ya da sayesinde Rock müziğe ilgim dolayısıyla, ikisinin kolajı olan Anadolu Rock müzik, en çok dinlediğim ve aynı zamanda da icra etmeye çalıştığım türdür diyebilirim.

Çalmayı en sevdiğiniz enstrüman nedir?
Ben müziğe mandolin çalarak başladım. Sonra bağlamayla tanıştım, üniversite de branş olarak klasik gitar seçtim ve bunda uzmanlaştım. Yaklaşık yirmi yıldır sahne programları yapıyorum. Ses aralığının geniş olması ve transpoze kabiliyeti dolayısıyla sahnelerde hep gitar çeşitleri çaldım. Evde kendime ve aileme çalarken bağlama, piyano, ud, perdesiz gitar gibi çalgılar tercih ediyorum ama sahnede favorim, gitar.

Ayrıca yazarsınız, iki tane öykü kitabınız mevcut ve şiirler yazıyorsunuz edebi yönünüzün ilham kaynağı nedir anlatır mısınız?
Şiir benim ilk göz ağrım. Beni Türkçeyle tanıştıran büyülü bir alem. Türk ve Dünya şairlerinin en az yüz şiiri vardır aklımda. En zoru da şiiridir. Zamanın azdır ve derdini anlatmak zorundasındır. Sinema gibi tıpkı.  Ben ilham sözcüğünü çok düşündüm Özlem. Sonrasında verdiğim karar şu oldu. Çalışmak yoksa ilham da yok. İlham dediğimiz kavram tamamen birikim, çabalamak, öğrenmekle ve bilmekle ilgili. Bunların hiçbiri olmadan ilham gelsin diye beklemek zaman kaybı gibi geliyor bana. Rahmetli büyük yazar Haldun Taner her gün yirmi sayfa yazarmış. Ne buluyorsun da yazıyorsun diye soranlara da, sabah erkenden uyanıp balkona daktiloyu atıyorum. Aklıma bir fikir gelmemişse eğer, gördüklerimi yazıyorum ve mutlaka ileride kullanacağım bir şeyler çıkıyor demiş. Yazı yazmak bir kondisyon işi. En az bir halterci kadar çalışmak gerekiyor. Bunun yanında da mutlaka okumalar yapmak şart. Ciddi ve sorumluluk gerektiren bir durum. Ne demişler, söz uçar, yazı kalır… Not’a ve Avaz isimlerini verdiğim iki adet öykü kitabım var. İnsanları dinlemeyi çok seviyorum. Her insan birkaç romana sığacak hikâyeye sahip. Onlar anlatırken, öykülerimden birinin kahramanı olduklarını bilmiyorlar elbette. Kurguluyorum, değiştiriyorum, finalleri farklı bitiyor belki ama benim kaynağım insan. Zihnimde kurgusunu yaptığım birçok öykü de kitaplarımda mevcut. Yani sürekli etrafımdaki insanları yazmıyorum tabi ki. Şizofrenik bir kafa… Belki bir yerlerde birilerinin yaşadığı ama senin asla bilmediğin bir hikaye yaratıyorsun. Keyifli, fakat asla kolay bir iş değil yazı yazmak. Belki bir gün seni de yazarım. Bir yerde öyküne rastlarsan beni mutlaka ara.

Müzikle uğraşan ve bu yolda ilerlemeyi düşünenlere tavsiyeleriniz nelerdir?
Doğrusunu söylemek gerekirse tavsiye vermekten çok hoşlanmıyorum. Şimdiki nesil her şeyin daha çok farkında. Sosyal medya sayesinde dünya ellerinde. Fakat yıllarını müziğe vermiş biri olarak özellikle gençlere birkaç öneride bulunabilirim. Bilişim çağındayız ve bilgiye ulaşmak artık çok kolay. Bunun bazı olumsuz tarafları mutlaka var. Özellikle internet, büyük bir bilgi çöplüğü. Seçmek, elemek, doğru olana meyletmek gerek ama müzik konusunda söyleyecek olursam, dünyanın bir diğer ucundaki bir mahalli sanatçının bile albümüne ulaşılabiliyor artık. Yelpaze çok geniş. Tavsiyem şu, gençler, yerelden genele bir seyir izlerlerse hem kendi kültürlerine yabancı kalmazlar hem de gezegenimizde neler oluyor haberdar olurlar ama önce bizimkiler…

Hedeflerinizden kısaca bahseder misiniz?
Planladığım ve neredeyse hazır olan bir kaç projem var. Bunların en başında şiir kitabı geliyor. Üniversite yıllarımdan bu güne kadar yazdığım şiirlerimin içinden, kitap için tekrar özenli bir eleme yaptım. Kapak tasarımı ve düzenlemeleri de yapıldıktan sonra yayın evim, morena yayıneviyle görüşüp, baskıya vermek kaldı. İkinci olarak ilk öykü kitabım Not'a dan seçtiğim bir öyküye kısa film çekmek var. Öyküyü senaryo hâline getirdim. Ajans görüşmelerim sürüyor. Nihayete erdiğinde hemen çekimleri başlayacak. Tabi ki sponsor da arıyorum. Film, maliyetli bir iş. Bu filmi festivallere göndereceğiz. Bakalım, belki sonradan ödüllü bir filme dönüşür. Dileğim bu yönde. Üçüncü projem ise bir tekli hazırlamak. Biliyorsun albüm yapan sanatçı neredeyse kalmadı. Daha doğrusu kimsenin bir seferde on-on iki şarkı dinlemeye tahammülü ve zamanı yok artık maalesef. Bu sebeple yıl içerisinde dönem dönem paylaşılmak üzere tekliler hazırlıyoruz. Önümüzdeki aylar için projelerim şimdilik bunlar.

Vakit ayırıp sorularıma içtenlikle cevap verdiğiniz için teşekkür ederim. Eklemek istediğiniz son bir şey var mı?
Rica ederim. Önemseyip röportaj yaptığın için ben sana teşekkür ediyorum. Olay Aydın gazetesi okurlarına selam ve sevgilerimi gönderiyorum. Sana da bu kutlu ve zor meslekte başarılar diliyorum. Çok teşekkürler.