SUSUZLUK KAPIMIZDA

SUSUZLUK KAPIMIZDA

Dünya genelinde yaşanan kuraklık, kuraklığa bağlı olarak susuzluk, kıtlık ve açlık yeryüzündeki tüm canlıları etkilemektedir. Ülkelerin artan nüfusları dikkate alındığında, temiz su kaynaklar.....

Dünya genelinde yaşanan kuraklık, kuraklığa bağlı olarak susuzluk, kıtlık ve açlık yeryüzündeki tüm canlıları etkilemektedir.

Ülkelerin artan nüfusları dikkate alındığında, temiz su kaynaklarına ulaşabilmek ve bu kaynağın sürdürülebilirliği en temel sorunlardan birisidir.

İklimbilimciler Dünyadaki verimli tarım alanlarının hemen hemen hepsinin kuraklık tehdidi altında olduğunu, Ülkemizde ise özellikle Batı Ege bölgesinde ve Trakya’da bulunan tarım alanlarının şiddetli kuraklık yaşadığını belirtmişlerdir.

Ülkemizdeki Kuraklığın ana sebepleri olarak beklenenin altında olan yağış miktarı, nüfus yoğunluğunun çok artması ve tarımsal amaçlı kaçak su kullanımını gösterilmektedir.

Aydın sıcaklık ve buharlaşma miktarı açısından, Türkiye’deki en yüksek iller arasındadır. Kuraklık tehlikesinin en yüksek olduğu iller arasında olan Aydın da var olan sularımızı koruyabilmek ve kuraklığa engel olabilmek için ilk aşamada buharlaşmayı önleyici veya azaltıcı tedbirler alınmalıdır.

Mevsimsel yağış miktarlarının beklenenin biraz altında olması bile tarımsal açıdan çok büyük farklılıklar yaratmaktadır. Yağış miktarlarının az olması sebebiyle barajlarımız istenilen düzeylerde dolmamakta, yeterli yağış alamayan ve beslenemeyen verimli topraklarımız beklenenin altında ürün rekoltesi vermektedir.

Ülkemizde kişi başına düşen kullanılabilir yıllık su miktarı DSİ verilerine göre 2000 yılında 1.652 m3 iken, 2009 yılında 1.544 m3’e düşmüş, 2020 yılında ise 1.346 m3’e kadar gerilemiştir. Türkiye, kişi başına kullanılabilir su potansiyeline bakıldığında, su yoksulluğu yaşayan ülkeler arasında yer almaktadır. Bu nedenle suyun tasarruflu ve usulüne uygun olarak kullanılması çok önemlidir.

Mevcut yüzey Su kaynaklarımız, olabildiğince fazla depolama tesisleri (Baraj, Gölet vb.) yapılarak biriktirilmeli ve ihtiyaç duyulması halinde kullanılmalıdır. Mevcut Barajlarımızda ve Göletlerimizdeki buharlaşma ve sulamadan kaynaklanan su kayıplarının önüne geçilerek suyun daha etkin ve verimli bir şekilde kullanılması gerekmektedir. Bunlara ilave olarak toprağın kalitesinin de su tüketimine etkisi büyüktür. Toprağın drenaj sorunları varsa giderilmesi için çalışmalar yapılmalı, gerekirse bu konuda projeler üretilerek klasik açık sistem sulama (Vahşi sulama) yerine modern kapalı sulama sistemlerinin kullanımının yaygınlaştırılması gerekmektedir.

Topraklarını sulayarak istediği miktarda ürünü alabilmek isteyen çiftçilerimiz, kaçak olarak açtıkları su kuyuları vasıtasıyla bilinçsizce aşırı su tüketmekte, yeraltı suyu seviyesi de bu sebeplerle her yıl daha da düşmektedir. Yeraltı suyunun azalmasına bağlı olarak, yeraltı suyundan yararlanabilme kabiliyeti ülkeler için stratejik öneme sahiptir.

Bu nedenle Su havzalarımız ve yeraltı sularımız milli bir politika üretilerek korumalıdır. Mevcut politika ve planlarla bu koruma sağlanamamaktadır. Bu nedenle biran önce yeni tarımsal üretim planı gerekmektedir. Tarımsal sulama ve sanayide kullanılan su miktarını en düşük seviyelere indirerek, en yüksek gelir elde edilebilecek ekonomik ve modern modeller tasarlanmalıdır.

Bu çözümler arasında Kuraklığın önlenmesi için yapılması gerekenler, ilimiz genelindeki yeraltı-yerüstü suları ve kaynak sularının mevcut durumunun tespiti,  su kaynaklarının korunması için neler yapılabileceği, yeraltı suyu açısından olası kötü etkileşimlerin önlenmesi, suyun içme ve kullanma suyu kullanımı açısından kısa, orta ve uzun ölçekte planlamalarının yapılması sayılabilir.

Ülkemizde yeraltı ve yerüstü sularımızın korunması ve kullanılması ile ilgili kanunlar ve yönetmelikler vardır. Yürürlükte olan bu kanun ve yönetmeliklerin caydırıcı ve kaçak kullanımı önleyici bir etkisi maalesef yoktur. Yeraltı sularımızı koruyabilmek için Kaçak su Kuyuları ruhsatlandırılmalı, su tüketimi kontrol altına alınmalı, kaçak kuyu açımına engel olunmalı, caydırıcı ve cezai yaptırımlar artırılmalı, su tüketimi konusunda köylümüzü bilinçlendirme çalışmaları yapılmalıdır.

Caydırıcılık konusunda ülkemizden ve ispanyadan örnek verecek olursak;

Tüm Dünya da olduğu gibi ciddi kuraklık sorunu yaşayan İspanyada da kaçak su kuyularıyla mücadele sürdürülmektedir.

İspanyada yetkililer tarafından yapılan açıklamada, 26 kişinin doğal kaynaklara ve çevreye karşı suç işlemek, kamu sularını gasbetmek ve subtropikal ekinleri sulamak için kuyu suyunu kaçak olarak kullanmakla suçlanarak gözaltına alındığını belirtmiştir. (AA)

Kaçak su kullanımıyla ilgili devam eden soruşturmalar kapsamında 44 kişinin daha soruşturulduğunu belirterek, bu kişilerin ülkedeki su rezervlerinin zarar görmesine neden olduğunu, 256 kaçak kuyu  sebebiyle tahminen 25 milyon metreküpten fazla kaçak su kullandıklarını, bu kullanımın 4 yıldaki su fatura değerinin yaklaşık 10 milyon avroya ulaştığını belirtmişler ve bu zararın tazmini konusunda çalışmalar yaptıklarını belirtmişlerdir.

 Türkiye‘de ise kaçak yeraltı kuyularına ilişkin kesin veriler bulunmamaktadır. Büyükmenderes havzasında veya Konya Ovasında açılmış kaçak kuyulara ilişkin herhangi bir veri bulunmamaktadır. Örnek olarak 2007 yılında TRT tarafından yapılan bir programda Tarım Bakanlığı Müsteşarı “Konya Ovasında 50 bin mi yoksa 150 bin mi kuyu var bilmiyoruz” diyerek bu konudaki denetimsizliği gözler önüne sermiştir.

Bu önemli konuda siz değerli okurlara bir nebze olsun bilgi vermeye çalıştım.

Sağlıkla kalın.