Bugun...


Buket Değer SARAN

facebook-paylas
KIBRIS YAVRU VATAN
Tarih: 16-10-2019 11:00:00 Güncelleme: 18-10-2019 09:46:00


KIBRIS YAVRU VATAN

Babam subay, annem öğretmendi. Adana’da doğmuşum. Ben dört yaşındayken gittiğimiz Kocaeli’nin Kandıra ilçesinde yedi yıl yaşadık. İlkokulu bitirdiğim 1969 yazında Aydın’a tayin olduk. Babam hep bir Aydın özlemi taşırdı. “Dünyanın en güzel yeri Aydın’dır, dağlarından yağ, ovalarından bal akar” der, sonra da bunun ne anlama geldiğini açıklardı.


O yıllarda Kandıra’ya çok kar yağar, ben de sık sık hasta olurdum. Bademciklerim şişer, ateşim çıkar, yatar kalırdım. Kendimi biraz iyi hissedince pencereden yağan karı, damlardan sarkan kılıç gibi uzun ve sivri buz sarkıtlarını izlerdim. Babaannem taze taze yaptığı sıcacık tarhana çorbasını yedirmeye çalışınca bir iki kaşık alır, sonra huysuzlanmaya başlardım. Israr ederse öğürürdüm. Zorla yedirdiği iki kaşık çorbayı da çıkarmamdan korkar tabağı, kaşığı masaya bırakırdı.


Sonraki yıllarda bademcik aldırmak moda olmuş, pek çok arkadaşımın bademcikleri alınmıştı. Ben de sık sık anjin olmama rağmen babam, “Onlar gerekmese Allah oraya koymazdı” deyip aldırmamıştı. İyi ki de alınmamış.


Her hastalandıkça penisilin iğnesi yapılırdı. Bu öyle sık olurdu ki, ağlardım, istemezdim. Soba yanan odada, ateşi çıkmış uyuyan bir çocuk, (şu anda tam olarak o anı yaşıyorum) doktor gelir, beni uyandırırlar, iğne yapılacağını anlar, kıyametleri koparırım.


Babam beni cesaretlendirmek için hep şu öyküyü anlatırdı: “Kıbrıs’ta Rumlar bir Türk köyünü basmış, köylüleri öldürmüşler, on iki yaşında bir Türk kızı, yaralı olduğu halde, kimseye görünmeden, sürünerek yakındaki köye gidip haber vermiş, yardım çağırmış.” Ve öykü daima şöyle biterdi: “O kız yaralı olduğu halde Rumlardan korkmadan gitmiş, köylülerini kurtarmış, sen bir iğneden korkuyorsun. Ne ayıp!” Ben bu gazla bir sonraki iğnede daha az ağlardım.


1963 yılbaşı geldiğinde Rumlar bir Türk hekim binbaşının evini basıp eşini ve çocuklarını banyoda öldürdüler. Küvetteki kanlı görüntüleri hepimizin hafızasındadır. arkasından Pilot Yüzbaşı Cengiz Topel’in uçağı düştü, Rumlar pilotumuzu işkence ile öldürdüler, beş gün sonra tüm izleri ile birlikte naaşını Türk yetkililere teslim ettiler.


O yıllarda gazeteler sürekli Kıbrıs haberleri ve Makarios’un hainlikleri ile doluydu. Rumların Kıbrıs’ta Türklere yaptığı zulümden bıkmıştık.


1974 yılına geldiğimizde beş yıldır Aydın’daydık ve ben artık on altı yaşında lise son sınıfa geçmiş bir genç kızdım. 14 Temmuz’da Aydın Lisesinin bahçesine bakan, şimdiki Atatürk Bulvarında aldığımız altıncı kattaki evimize taşınmıştık. Ne günlerdi, asansörsüz binanın altıncı katına her gün defalarca çıkar, iner, tık demezdik. Gençlik işte.


16 Temmuz’da evin büyük kızı olarak bir yandan balkon yıkıyorum, bir yandan radyo dinliyordum. Sıcak bir gün, suyla oynamak çok güzel geliyor. Dönüp dönüp tekrar su döküyorum. Kardeşlerim balkona geliyor, onlar da suyla oynamak istiyor, “Kayar düşersiniz, gidin” diye kovuyorum.


Radyoda haberler başladı, dikkatimi verdim. “Nikos Sampson isimli EOKA’cı Kıbrıs’ta darbe yapıp yönetimi ele geçirdi, Makarios adadan kaçtı” Çocukluğum boyunca Kıbrıs haberleri dinlemeye alışkın ben, “Otuz yıl sonra da Kıbrıs sorunu olacak mı acaba?” diye düşündüğümü hatırlıyorum. Dünyada yaşadığı süre sadece on altı yıl olan biri için otuz yıl ne uzun bir zamanmış, şimdi anlıyorum. Oysa göz açıp kapayıncaya kadar geçti ve Evet! Hala devam ediyor.

 

EOKA’cılar Kıbrıs’ta Türklere saldırıyor, öldürüyor, katliam yapıyor, kan gövdeyi götürüyor. Bütün dertleri Türklerden kurtulup adayı Yunanistan’a ilhak etmek. Garantör devletiz ama öyle pat diye adaya çıkamıyoruz.


İktidarda CHP-MSP Koalisyonu var. Bülent Ecevit Başbakan, Necmettin Erbakan başbakan yardımcısı. Ecevit ve Erbakan soruna çözüm bulmak için sıkı bir diplomasi atağındalar. Ordumuz çıkartmaya hazır, fakat diplomasi denenmeden savaşa başlanmaz. Üç gün geçiyor, dünyanın umurunda değil, bizi oyalıyorlar. Nasıl olsa ölenler Türk.


Dışişleri Bakanımız Turan Güneş (Kandıralıdır rahmetli) İsviçre’ye barış görüşmelerine gidiyor. Türkiye’de herkes heyecan içinde, merakla ne olacak diye bekliyor. 19 Temmuz günü görüşmelerden bir sonuç alınamayacağı anlaşılıyor. Turan Güneş, Dışişlerine telefon açıyor kızı için “Ayşe tatile çıksın” diyor. Bu bir şifre. “Sorun çözülmüyor, Kıbrıs’a çıkın” anlamı taşıyor.


20 Temmuz‘da günün ilk ışıkları ile Kıbrıs Barış Harekatı başlıyor ve birliklerimiz karadan, havadan denizden Kıbrıs’a çıkıyorlar. Paraşütçülerimiz Kıbrıs semalarını Türk askeri ile tanıştırıyor.


Piyade Albay Halil İbrahim Karaoğlanoğlu ve Hava Pilot Binbaşı Fehmi Ercan harekatın birinci günü şehit oluyorlar. Çoğu kişi bilmez ama pek çok okulda, sokakta, caddede gördüğünüz bu isimler Kıbrıs şehitlerimizin isimleridir. Şehit Binbaşı Fehmi Ercan’ın ismi Lefkoşa Türk kesimindeki havaalanına verildi: ERCAN HAVALİMANI. Girne’deki Karaoğlanoğlu şehitliğinde harekat sırasında şehit olan 70 askerimizin mezarları bulunuyor.


O günlere gelinceye kadar Rumlar yıllarca adada Türklere karşı görülmedik katliamlar yapmıştı. Canlı canlı toprağa gömülen köylüler, bir duvar dibinde kurşuna dizilen hamile kadın ve çocuklar, sırf Türk oldukları için meslektaşları tarafından öldürülüp cesetleri yok edilen polisler. Harekat ile Türklerin yıllardır beklediği an gelmişti.


Doktor Fazıl Küçük, Avukat Rauf Denktaş Türkiye’nin desteği ile Türk Mukavemet Teşkilatını (TMK) kurmuş, adadaki Türkleri korumak için yıllarca büyük mücadeleler vermişti. TMK adaya çıkan Türk askerine destek oluyordu. Ancak bu yazının konusu bu değil. Onlara olan minnet, saygı ve sevgimiz gereği uzun uzun anlatmak için bir başka yazıma bırakıyorum.


20 Temmuz sabahı radyo ve televizyonlarda Hasan Mutlucan’ın davudi sesi ile söylediği kahramanlık türküleri ile uyandık. Ayten Alpman, o muhteşem sesi ile “Havasına suyuna, taşına toprağına, bütün alem kurban benim yurduma” diyordu. Gençler gönüllü olarak askere gitmek için askerlik şubelerinin önünde kuyruklar oluşturuyordu. Sonradan öğreniyorum ki eşim de bu gençlerden birisi imiş.


Babam Askerlik Dairesinde görevliydi. Askeri jiple eve geliyor, kısa süre kalıp tekrar gidiyordu. Hepimiz getireceği haberleri merakla bekliyorduk. Ege ve Akdeniz’deki tüm sahil kentlerinde karartma uygulanmaya başlanmıştı. Pencerelere battaniyeler astık, gazeteler yapıştırdık, perdeleri sıkı sıkı kapattık, daha az ışık yaktık. Gece bekçileri ışık sızan evlerin kapılarını çalıp uyarmaya başladılar.

 

22 Temmuzdu sanıyorum, babam geldi “Bu akşam teyakkuzdayız, Yunanistan’dan saldırı bekliyoruz” dedi. “Teyakkuz” sözcüğünü ilk o zaman duymuştum. Hepimiz telaş içinde apartmanın bodrumuna eşya taşımaya başladık. Kilimler, yastıklar, pikeler, su, yiyecek. O telaşta ben gitarımı ve kitaplarımı da indirmeyi ihmal etmedim. Ne de olsa gitarın her şeyden önce ilk evvela kurtarılması gerekir(!)


Geceyi sığınakta geçirdik. Fakat neyse ki beklediğimiz saldırı olmadı. Saldırı olmadı ama Yunanistan’da altı yıldır yönetimi ellerinde tutan faşist albaylar cuntası yıkıldı. Türkler ilerledikçe Rumların Kıbrıs’ta yaptığı mezalim ortaya çıkıyordu. Muratağa, Atlılar, Sandallar köyü katliamlarını bugün bile unutmadım. Bu üç köyde yaşayan köylülerin tamamını katledip toplu mezarlara gömmüşlerdi. Birer soykırım anıtı olarak hala bu köyler durur.


Dünya bizi buraya kadar haklı gördü. İlerlemeyi durdurduk, fakat Rumlar durmuyor, katliamlarına devam ediyorlardı.


Barış görüşmeleri tekrar başladı. Günlerce sürdü, yine bir sonuç yok. 12 Ağustos’da 2. Barış Harekatı başladı. Hristiyan dünya beklediği fırsatı bulmuştu. Derhal bize ambargo uyguladılar. O günlerde bize destek veren sadece Libya ve başındaki Kaddafi idi. Uçaklarımıza ücretsiz yakıt verdi. Gerçi daha sonra ödemişiz faturayı. Fakat o an için çok önemliydi. Bugünkü gibi her biri Sovyetler Birliğinin birer parçası olan Türk Cumhuriyetleri de yoktu o zamanlar.


İki bine yakın şehit, bazıları hala bulunamayan yüzlerce kayıp, binlerce yaralı ve hayatını engelli olarak geçirmek zorunda kalan insanlarımız. Harekat sonucunda Kıbrıs’ın %37’si Türkiye’nin kontroluna geçmişti. O gün bugündür, Kıbrıs’ta Türk kanı akmaz, güven içinde yaşarlar.


Her şeye rağmen Rumlarla bir türlü anlaşılamayınca 15 Kasım 1983’de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kuruldu ve ilk Cumhurbaşkanı milli kahraman Rauf Denktaş oldu. Nurlar içinde yatsın.


2000 yılındaki Yunanistan gezimizde Kavala’nın girişinde sağlı sollu çok büyük Kıbrıs haritasında kuzeyden güneye kan damladığının resmedildiğini ve altında Yunanca, İngilizce ve Almanca “Kıbrıs’ın işgal altında olduğunu unutma yazdığını” gördük. Aynı tabela kentin diğer taraftaki çıkışında da vardı. Kıbrıs Barış Harekatı sırasında Kavala’dan giden birliğin önemli bir kısmının geri dönemediğini unutamıyorlarmış.


Bunları yazarak düşmanlıklar yaratmak amacında değilim, sadece yakın tarihimizi kendi bakış açımdan anlatmaya çalışıyorum. 1974’ün üzerinden 45 yıl geçti ve o günleri hatırlayan pek az insan kaldı. Biz Türkler zaten her şeyi çok çabuk unutuyoruz.


KKTC’nin şu anki Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, “Barış Pınarı Harekatı” başladığı sırada bir açıklama yaptı; “1974’de biz adına Barış Harekatı desek de bu bir savaştı ve akan da kandı. Şimdi Barış Pınarı desek de akan su değil kandır” dedi.


Cumhurbaşkanı makamında oturan, yaşı Kıbrıs Barış Harekatının nedenlerini ve sonuçlarını hatırlamaya uygun olan Mustafa Akıncı’nın bu sözleri hepimizde hayal kırıklığı yarattı. Türkiye Cumhuriyeti, KKTC’yi 81 ilinden ayırmaz, her türlü yatırımı yapar. Açılan Üniversiteler, yapılan sayısız oteller, Manavgat’tan su getirilmesi aklıma ilk gelenler.

 

Diyelim ki Türkiye KKTC’yi bıraktı, çıktı, oradaki Türk toplumu daha mı mutlu olacak? Daha dün, 2004 yılında, Kofi Annan Planı ile güya Birleşik Kıbrıs Devleti Kurulacak, Türkler bazı haklara sahip olacak, hemen AB vatandaşı olacaklardı. Türk tarafında “Yes be Annem” diye kampanyalar yaptılar. Fakat referandumda Rum kesimi %65 oranında HAYIR derken, Türk tarafı %76 oranında evet diyordu. Rumlar, 2004 yılında bile Türklerle ortak devletin parçası olmayı, Türklere haklar verilmesini kabul etmemişlerdi. (ayrıca Annan Planının Türkiye ve Türkler lehine olduğuna da inanmıyorum. Rumların hayır demesi bence çıkarımıza oldu)


Evet kan aktı ve akıyor. Türkiye midir bunun sebebi, yoksa Türkiye sadece kendini, vatanını, insanını mı savunuyor?


Elbette bugünlere nasıl geldiğimizin sorgulanması gerekir ama ordumuz Suriye’nin kuzeyinde bir harekatta iken moral bozucu konuşmalardan yana değilim. Askerimizin ayağına taş değmesin, sağlıkla geri dönsünler. Şehitlerimize rahmet, gazilerimize sağlık diliyorum.
Ne mutlu Türk’üm diyene.

BUKET SARAN

OLAY AYDIN



Bu yazı 57561 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
HAVA DURUMU
PUAN DURUMU
Takım O G M B A Y P AV
1 Galatasaray 34 20 5 9 72 36 69 +36
2 Medipol Başakşehir 34 19 5 10 49 22 67 +27
3 Beşiktaş 34 19 7 8 72 46 65 +26
4 Trabzonspor 34 18 7 9 64 46 63 +18
5 Yeni Malatyaspor 34 13 13 8 47 46 47 +1
6 Fenerbahçe 34 11 10 13 44 44 46 0
7 Antalyaspor 34 13 15 6 39 55 45 -16
8 Atiker Konyaspor 34 9 8 17 40 38 44 +2
9 Alanyaspor 34 12 14 8 37 43 44 -6
10 Kayserispor 34 10 13 11 35 50 41 -15
11 Çaykur Rizespor 34 9 11 14 48 50 41 -2
12 Sivasspor 34 10 13 11 49 54 41 -5
13 MKE Ankaragücü 34 11 16 7 38 53 40 -15
14 Kasımpaşa 34 11 17 6 53 62 39 -9
15 Göztepe 34 11 18 5 37 42 38 -5
16 Bursaspor 34 7 11 16 28 37 37 -9
17 BB Erzurumspor 34 8 15 11 36 43 35 -7
18 Akhisarspor 34 6 19 9 33 54 27 -21
Takım O G M B A Y P AV
1 Hatayspor 17 10 2 5 30 10 35
2 Gençlerbirliği 17 11 4 2 26 13 35
3 Denizlispor 17 9 2 6 33 12 33
4 Adana Demirspor 17 9 3 5 32 15 32
5 Altınordu 17 9 4 4 30 15 31
6 Ümraniyespor 17 9 5 3 25 17 30
7 Gazişehir Gaziantep FK 17 8 5 4 26 15 28
8 Boluspor 17 8 5 4 25 18 28
9 İstanbulspor 17 8 5 4 27 28 28
10 Balıkesirspor Baltok 17 8 6 3 26 23 27
11 Eskişehirspor 17 7 4 6 23 22 27
12 Altay 17 7 5 5 24 15 26
13 Osmanlıspor FK 17 8 7 2 22 19 26
14 Giresunspor 17 6 8 3 19 22 21
15 Adanaspor 17 3 8 6 21 25 15
16 Afjet Afyonspor 17 3 8 6 19 30 15
17 Elazığspor 17 3 10 4 19 28 13
18 Kardemir Karabükspor 17 0 14 3 7 43 3
Takım O G M B A Y P AV
1 Manisa BBSK 17 13 2 2 45 13 41
2 Fatih Karagümrük 17 13 2 2 35 15 41
3 Menemen Belediyespor 17 10 2 5 34 19 35
4 Tuzlaspor 17 10 4 3 36 14 33
5 Sivas Belediyespor 17 9 3 5 36 21 32
6 Etimesgut Belediyespor 17 8 3 6 24 13 30
7 Bandırmaspor 17 9 5 3 28 20 30
8 Tarsus İdman Yurdu 17 8 5 4 35 26 28
9 Pendikspor 17 7 3 7 30 22 28
10 Şanlıurfaspor 17 7 4 6 23 15 27
11 Kırklarelispor 17 7 4 6 22 17 27
12 Zonguldak Kömürspor 17 7 5 5 19 16 26
13 Kahramanmaraşspor 17 7 6 4 21 21 25
14 Konya Anadolu Selçukspor 17 5 5 7 28 32 22
15 Bak Spor 17 4 5 8 16 28 20
16 Fethiyespor 17 4 6 7 14 18 19
17 Tokatspor 17 5 9 3 15 20 18
18 Darıca Gençlerbirliği 17 3 11 3 13 36 12
Takım O G M B A Y P AV
1 Nazilli Belediyespor 16 10 0 6 35 14 36
2 Tire 1922 16 9 0 7 29 10 34
3 Hekimoğlu Trabzon 16 9 2 5 23 9 32
4 Nevşehir Belediyespor 16 7 2 7 30 16 28
5 Ergene Velimeşe 16 8 5 3 22 15 27
6 Karaköprü Belediyespor 16 8 5 3 25 19 27
7 Silivrispor 16 7 4 5 18 10 26
8 Artvin Hopaspor 16 6 3 7 17 13 25
9 Erzin Belediyespor 16 6 4 6 31 18 24
10 Erbaaspor 16 6 4 6 20 13 24
11 Şile Yıldızspor 16 7 7 2 32 24 23
12 Gebzespor 16 6 5 5 18 14 23
13 Yomraspor 16 5 4 7 20 17 22
14 Batman Petrolspor 16 6 6 4 15 17 22
15 Kozan Belediyespor 16 5 4 7 17 18 22
16 Büyükçekmece Tepecikspor 16 6 7 3 19 20 21
17 Körfez Spor Kulübü 16 1 12 3 9 37 6
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
HABER ARA
YUKARI