Bugun...


Buket Değer SARAN

facebook-paylas
BİR PAZAR GÜNÜ
Tarih: 26-12-2019 00:58:00 Güncelleme: 31-12-2019 10:50:00


BİR PAZAR GÜNÜ

Islak ve karanlık bir Pazar günü. Evde yalnızım, yemek yaptım, ütü yaptım, çamaşırları yerleştirdim, sonra gidip duş aldım. Bornozumu çıkarmadan elimde bir bardak çay, tül perdeyi sıkıca kapatıp pencerenin önündeki divana uzandım, üstüme mavi battaniyeyi çektim, dinleniyorum.


Oğlum küçükken bu battaniyeye sarınıp yerlerde yuvarlanmayı severdi. Ben de battaniye kirleniyor diye elinden alırdım. “Neden yapıyorsun?” diye sordum bir gün, “O deniz” dedi. O zaman anladım neden hep o battaniye ile oynadığını.

Şimdi bile pişmanımdır engel olduğuma.

Böyle karanlık ve kasvetli Pazar günleri evde olmayı severim.

Pazar günleri yenilen kalabalık akraba yemekleri ne hoş, ne sıcaktır. Herkes birbirini özlemiştir, sohbet, muhabbet, her kafadan bir ses çıkar, zaman nasıl geçti anlamazsın.


Bir hafta sonu davet edeyim herkesi. Ama hava durumunu öğreneyim önce, yine böyle kapalı, yağmurlu bir gün olsun. Camlara tıpır tıpır yağmur damlaları vuruyor. Sırf bunu dinlemek ve seyretmek için koymuştum bu divanı pencerenin önüne. Bir süre daha kimse gelmese, yalnız kalsam ve bu yağmurun tadını çıkarsam.


Rüzgâr ıslık çalarak sertçe esmeye devam ediyor. Bahçedeki ağaçlar bir sağa bir sola eğilirken altın sarısı yaprakları yerde ıslak bir halı oluşturuyor. Bir kedi koşarak saçak altına sığındı, serçeler çoktan kuytu köşelere saklanmıştı bile.
Sırtıma bir yastık daha koyayım. Oh! Rahat oldu bak şimdi. Çayımdan bir yudum daha içiyorum. Ev sıcacık, içimi ısıtıyor bu sıcaklık. Yağmur camlardan şakır şakır akıyor artık. İyi ki PVC yaptırmışız çerçeveleri, içeri su sızmıyor.

Ahşapken bir sürü bez koyardım pencere içlerine, yine de engel olamazdım parkelerin ıslanmasına. Islandıkları bir şey değil, kabarırlar.

Çayım bitti. Kalkıp bir daha almak istiyorum ama uyku bastırdı. Yorulmuşum. İkinci yastığı yere atıp kayıyorum. Gözlerim kapanıyor.
Şimdi çok uzaklarda, çocukluğumda Kandıra’dayım. Altmışlı yıllar. Dışarıda kar var. Benim çocukluğumda Kandıra’ya çok kar yağar, saçaklardan uzun uzun buzlar sarkardı. Dizlerime kadar gelen karlara bata çıka okula gider gelirdim.


Çocuk bacağı ne kadar ki zaten. O zamanlar şimdiki gibi çizme de yok. Babam İstanbul’dan sivri burunlu siyah lastik çizmeler getirmişti. Eminim, o zaman bulabildiği en iyi çizme buydu. Ama boğazı bacağımı sarmazdı. İçine kar dolar, çoraplarım sırılsıklam olurdu. Ve ben hep hastaydım kış günleri. O kadar sarıp sarmaladıkları, el bebek gül bebek baktıkları kızlarının neden üşüttüğünü hiç anlamazlardı.


Battaniyeye iyice sarınıyorum.

Sahiden deniz mi acaba bu?

Gözümde Kefken’in berrak ve soğuk suları canlandı.

Çocukluğumda Kefken’e kampa giderdik. Sahra çadırları kurarlardı meşe, çınar ağaçlarının altına. Biz kalabalık olduğumuzdan mutlaka iki çadır alırdık. Annem birinin ön kısmını mutfak haline getirirdi. Kampta yemek çıkardı ama kardeşlerim küçük olduğundan onlara mama yapardı bu mutfakta.


Şimdi o kamptan aklımda kalan en komik şey, çadır alanının uzağına kurulan tuvaletleri. Tuvalet dediğim; haki brandalarla ayrılmış, yan yana 4-5 kubur, üstüne ayak basacak tahtalar. Kuburun içi görünür. Kim ne yapsa içinde. Bak şimdi midem bulandı ama o zamanlar bu bize öyle doğal gelirdi ki hiç rahatsız olmazdık. Yıllar sonra annem, içine düşmemizden korktuğunu itiraf etmişti.

 

Tuvaletlerin yanında böğürtlenler vardı. Topladığımız böğürtlenlerin tozunu elimizle silip yerdik. Kuburları dolaşan kara sineklerin sonra da onlara konduğu hiç aklımıza gelmezdi.
Aslında yokluklar, imkânsızlıklar içinde yaşıyormuşuz da farkında değilmişiz.
Yine de çok mutluyduk. Hele o hiç bitmesin istediğimiz kamp günleri. Kış boyunca bekler, hayaller kurardık.


Altı yaşında kendi kendime, hem de Karadeniz’de öğrendim yüzmeyi. Babam kollarının üstüne yatırıp yüzdürmeye çalışmıştı. Olmadı, beceremedim. Sonra çocuk aklımla dedim ki “Önce sudan korkmamayı, su altında nefesini tutmayı öğrenmelisin, suyun altında kalabilirsen, üstünde de yüzebilirsin” Çocuklarıma da aynı şekilde öğrettim. Önce suyun altı, sonra üstü.


On yaşındayım, pırıl pırıl, tertemiz suya dalıyorum, midye topluyorum. Hayır, öyle açılmış, yarım midye kabukları değil, canlı midyeler. Kim daha çok toplayacak diye yarışır, sonra tekrar denize atardık midyeleri. Bilirdik onların canlı olduğunu, çocuk aklımızla kıyamazdık öldürmeye. Kardeşimin, arkadaşlarımın topladıklarını sayar ve uzaklara fırlatırdım, şu denizyıldızı öyküsünde olduğu gibi.


Şimdi Kumcağız olmuş hayatımın en güzel günlerini geçirdiğim o sahilin adı. Hiçbir zaman uslu uslu bebekleriyle oynayan bir kız çocuğu olmadım. Hiç bitmeyeceğini sandığım enerjimle bütün gün yakan top, istop, saklambaç oynardım. Çok da sarsaktım, dizlerimden yara hiç eksik olmazdı.
Yıllar geçti, biz de büyüdük.


Şimdi ergenlik dönemindeyim.

Artık Aydın’dayız.

Arkadaşları ile sinemaya gitmesine, toplantılara katılmasına izin verilmeyen bir ergen ne yapar, sürekli kitap okur. Bulabildiği her kitabı. Evde kitaba, dergiye, gazeteye engel yok. İstediğim kadar okuyabiliyorum.


“Hayat Mecmuası, Yıllar boyu Tarih, Bütün Dünya” elimden düşmüyor. Çalıkuşu, Hababam sınıfı defalarca okundu. Doktor Jivago müthiş popüler, arkasından Gulag Takımadaları geldi.


Favorilerimden biri olan “Vadim o Kadar Yeşildi ki” yi en az beş kez okumuşumdur. Neden o kadar sevdiğimi hatırlamıyorum bile.
Ve tabii romantik Barbara Cartland’lar.


Duvardaki saat tik tak ediyor ve ben Barbara Cartland okuyorum. Dertten tasadan uzak, kaygısız. Hiç siyaset yok, Suriye yok, ekonomik kriz yok, Kanal yok, Katar yok, bağırıp çağıran, azarlayan, ayar veren yok. Yormuş bunlar beni, yorgunluğum yetişmekte zorlandığım gündemden.


Hay Allah, nerden aklıma geldi şimdi bunlar. Uyusana kızım, hazır evde kimse yok, tam uyku havası. Yağmur hala aynı şiddette mi yağıyor? Perdeyi hafifçe aralayıp dışarı bakıyorum. Hayır, yavaşlamış, rüzgâr da hafiflemiş.
Ağaçlar sağa sola eğilmiyor artık.


Telefon çaldı.

Eşim, çocuklara pantolon alacakmış, “Kaç beden giyiyor bunlar?” diye soruyor. Allah’ım ya, soruya bak, “Çocuklar yanında değil mi
senin, baksana kaç bedene sığarlar” diyorum ters ters. O da bana kızıyor, “İyi tamam” deyip telefonu kapatıyor.


Şimdi de ben arıyorum onu. Çok gülüyorum onun bu sorusuna. “Oradaki görevlilerden yardım iste, bir bakışta anlarlar” diyorum gülerek. Bana bozulmuş, fazla yüz vermiyor. “Alışverişi abartma sakın, kredi kartlarını biz ödüyoruz” diyorum.

Kalkıp bornozumu çıkarıyorum, eşofmanımı giyiyorum, bir çay daha alıyorum, ince belli bardağımla. Paşabahçe’den aldım bu bardağı, altın yaldızlı, özel tasarımmış.

Bir çay bardağı ne kadar tasarım olabilirse.


Yine uzanıyorum divanıma. Hava kararmaya başladı. Perdeyi sonuna kadar açıyorum. Televizyonun kumandasına uzanıyorum. Bir çizgi film takılıyor gözüme. Bir ultra kahraman, elinde kılıç uçuyor.


Eskiden ne güzel çizgi filmler vardı. Heidi mesela. Kocaman kadındım, oturur izlerdim oğlumla birlikte. Bir başkasında bir yavru kanguru vardı, ormanda annesini kaybetmiş. Büyük oğlum henüz iki buçuk yaşındaydı. Yemek yedirirken anlatıyorum, “Yavru kanguru ormanda yolunu şaşırmış, annesini kaybetmiş, ağlıyor” diyorum. Oğlumun gözleri doldu, dudaklarını büzdü, hıçkırarak minicik elini sallıyor, “Anlatma, anlatma” diyor. Bu hikâye o kadar acıklı geldi ki ona, sonunu bekleyemedi. Oysa annesi bulmuştu yavrusunu.


Zil çalıyor. Geldiler galiba. Kalkıyorum, kapıyı açıyorum. Evet gelmişler. Ellerinde poşetlerle. Hepsini mutfağa götürüyorum, boşaltmaya başlıyorum. Ton balığı konservesi, meyve suyu, Rokfor peyniri, iki çeşit daha Fransız peyniri, pizza, kola, çikolata, şeker, çerez gibi ıvır zıvır çıkıyor. Ne et var, ne yumurta, ne beyaz peynir, ne sebze. Fişe bakıyorum, dört yüz lira. İyi ki “Fazla para harcama!” demişim, bir de demesem ne yapacaktı acaba? “Evde dört çeşit yemek varken neden aldın bu pizzayı?” diye sesleniyorum. “Çocuklar istedi, getir soğumadan yiyelim” diyor. Götürüyorum pizza ve kolayı, hemen saldırıyorlar.


“Çocuklara pantolon aldın mı?” Diye soruyorum, diğer poşetleri gösteriyor.
Çocuklara ilk kez giysi alıyor.

Bu lüzumsuz şeylere bu kadar para harcadığı için şimdilik söylenmemeye karar veriyorum. Sonra uygun bir zamanda gereğini yaparım.


Pantolonları çocukların üstünde görmek istiyorum, “Sonra giyeriz” deyip hemen bilgisayar başına geçiyorlar. Ben sabırsızım aslında görmek için ama şimdi söz dinlemeyecekler belli, ısrar etmiyorum.


Onların gelmesiyle benim geçmişe yolculuğum bitiyor. Mutfağa gidiyorum tekrar, meyve tabağı hazırlayıp salona getiriyorum, biraz önce kalktığım divanda oturan eşime sokuluyorum, başımı omuzuna koyuyorum, gözlerimi kapatıyorum.

Buket SARAN

OLAY AYDIN

 



Bu yazı 57631 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
HAVA DURUMU
PUAN DURUMU
Takım O G M B A Y P AV
1 Galatasaray 34 20 5 9 72 36 69 +36
2 Medipol Başakşehir 34 19 5 10 49 22 67 +27
3 Beşiktaş 34 19 7 8 72 46 65 +26
4 Trabzonspor 34 18 7 9 64 46 63 +18
5 Yeni Malatyaspor 34 13 13 8 47 46 47 +1
6 Fenerbahçe 34 11 10 13 44 44 46 0
7 Antalyaspor 34 13 15 6 39 55 45 -16
8 Atiker Konyaspor 34 9 8 17 40 38 44 +2
9 Alanyaspor 34 12 14 8 37 43 44 -6
10 Kayserispor 34 10 13 11 35 50 41 -15
11 Çaykur Rizespor 34 9 11 14 48 50 41 -2
12 Sivasspor 34 10 13 11 49 54 41 -5
13 MKE Ankaragücü 34 11 16 7 38 53 40 -15
14 Kasımpaşa 34 11 17 6 53 62 39 -9
15 Göztepe 34 11 18 5 37 42 38 -5
16 Bursaspor 34 7 11 16 28 37 37 -9
17 BB Erzurumspor 34 8 15 11 36 43 35 -7
18 Akhisarspor 34 6 19 9 33 54 27 -21
Takım O G M B A Y P AV
1 Hatayspor 17 10 2 5 30 10 35
2 Gençlerbirliği 17 11 4 2 26 13 35
3 Denizlispor 17 9 2 6 33 12 33
4 Adana Demirspor 17 9 3 5 32 15 32
5 Altınordu 17 9 4 4 30 15 31
6 Ümraniyespor 17 9 5 3 25 17 30
7 Gazişehir Gaziantep FK 17 8 5 4 26 15 28
8 Boluspor 17 8 5 4 25 18 28
9 İstanbulspor 17 8 5 4 27 28 28
10 Balıkesirspor Baltok 17 8 6 3 26 23 27
11 Eskişehirspor 17 7 4 6 23 22 27
12 Altay 17 7 5 5 24 15 26
13 Osmanlıspor FK 17 8 7 2 22 19 26
14 Giresunspor 17 6 8 3 19 22 21
15 Adanaspor 17 3 8 6 21 25 15
16 Afjet Afyonspor 17 3 8 6 19 30 15
17 Elazığspor 17 3 10 4 19 28 13
18 Kardemir Karabükspor 17 0 14 3 7 43 3
Takım O G M B A Y P AV
1 Manisa BBSK 17 13 2 2 45 13 41
2 Fatih Karagümrük 17 13 2 2 35 15 41
3 Menemen Belediyespor 17 10 2 5 34 19 35
4 Tuzlaspor 17 10 4 3 36 14 33
5 Sivas Belediyespor 17 9 3 5 36 21 32
6 Etimesgut Belediyespor 17 8 3 6 24 13 30
7 Bandırmaspor 17 9 5 3 28 20 30
8 Tarsus İdman Yurdu 17 8 5 4 35 26 28
9 Pendikspor 17 7 3 7 30 22 28
10 Şanlıurfaspor 17 7 4 6 23 15 27
11 Kırklarelispor 17 7 4 6 22 17 27
12 Zonguldak Kömürspor 17 7 5 5 19 16 26
13 Kahramanmaraşspor 17 7 6 4 21 21 25
14 Konya Anadolu Selçukspor 17 5 5 7 28 32 22
15 Bak Spor 17 4 5 8 16 28 20
16 Fethiyespor 17 4 6 7 14 18 19
17 Tokatspor 17 5 9 3 15 20 18
18 Darıca Gençlerbirliği 17 3 11 3 13 36 12
Takım O G M B A Y P AV
1 Nazilli Belediyespor 16 10 0 6 35 14 36
2 Tire 1922 16 9 0 7 29 10 34
3 Hekimoğlu Trabzon 16 9 2 5 23 9 32
4 Nevşehir Belediyespor 16 7 2 7 30 16 28
5 Ergene Velimeşe 16 8 5 3 22 15 27
6 Karaköprü Belediyespor 16 8 5 3 25 19 27
7 Silivrispor 16 7 4 5 18 10 26
8 Artvin Hopaspor 16 6 3 7 17 13 25
9 Erzin Belediyespor 16 6 4 6 31 18 24
10 Erbaaspor 16 6 4 6 20 13 24
11 Şile Yıldızspor 16 7 7 2 32 24 23
12 Gebzespor 16 6 5 5 18 14 23
13 Yomraspor 16 5 4 7 20 17 22
14 Batman Petrolspor 16 6 6 4 15 17 22
15 Kozan Belediyespor 16 5 4 7 17 18 22
16 Büyükçekmece Tepecikspor 16 6 7 3 19 20 21
17 Körfez Spor Kulübü 16 1 12 3 9 37 6
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
HABER ARA
YUKARI