Bugun...


Buket Değer SARAN

facebook-paylas
ATEŞTEN GÜNLER -2-
Tarih: 13-06-2020 10:30:00 Güncelleme: 13-06-2020 23:31:00


IV. BÖLÜM

 

27 Mayıs 1919, Aydın’ın kara günü. Yunan kuvvetleri İzmir’den bindikleri trenle Aydın’a ulaştılar. Türkler endişe ve korku içinde evlerinde beklerken Rumlar ellerinde Yunan bayrakları ile istasyon meydanında sevinç içindeydiler. Uzun elbiseli, şapkalı kadınlar, fötrlü erkekler alkışlıyordu, sanki yüzyıllardır bu topraklarda Türklerle birlikte barış içinde yaşamamış, bu toprakların zenginliğinden en çok kendileri faydalanmamış gibiydiler.

1856 yılında bir İngiliz firmasının ilk kazmayı vurmasıyla yapımına başlanan İzmir-Aydın demiryolu, 1860’da tamamlanmıştı. Aydın’ın incirini, üzümünü, tütününü, pamuğunu İzmir limanına taşımaya yarıyordu. Şimdi de işgalci Yunan askerini getiriyordu.

Kara tren dumanlar çıkararak Aydın’a ulaştığında İstasyon Meydanında bir uğultu, bir alkış koptu, bando Yunan milli marşını çalıyordu.

Trenden önce beyaz etekli, beyaz çoraplı, kepi püsküllü efsun askerleri indi. Hepsi uzun boylu,   seçme askerlerdi. Karşılamaya gelen kadın, erkek yerli Rumların bir kısmı atılıp boyunlarına sarıldılar, sevinçten ağlıyorlardı. Arkadan haki üniformalı piyadeler inip sıraya geçtiler. Treni en son komutanlar terk etti.

Bey Camii köşesinde biriken Türkler göz yaşları içinde bu manzarayı izliyordu.  Yapıldığı 1683 yılından bu yana hiç düşman çizmesine tanık olmamıştı ulu camii bu topraklarda, onu bile bir hüzün sarmıştı.

Ertesi gün şehrin ileri gelenlerini tutuklamaya, sürgüne göndermeye başladılar. Halka silahlarını teslim etmelerini, etmeyenlerin kurşuna dizileceğini bildirdiler.    Şehrin çeşitli yerlerinden silah sesleri geliyordu. Ev basıyor, yağmalıyor, direnenleri dövüyor, öldürüyorlardı.

 

V. BÖLÜM

 

Tedirgin ve sessiz Aydın’ın üstünde bir el silah sesi duyuldu. Pat!

Yunan yine kimi vurdu acaba diye düşündü duyanlar, gerisini beklediler ama sessizlik hakimiyetini sürdürdü. Görünen bir şey yoktu, herkes rahatlamıştı.

Bahçeye çıkan Fâdime kadın birden bağırmaya, dövünmeye başladı “Koşun, koşun Hafize vuruldu”

Hafize evin geliniydi. Küçük oğlu Necip askere gitmeden önce düğün yapmışlardı. Taze gelin Yunan evleri yakıyor diye çeyizlerini avluya yığmış, üzerlerine çarşaf örtmüştü. Çeyiz dediğin ne ki; birkaç yorgan, birkaç yatak, yastık. Hafif hafif esen rüzgar çarşafı düşürünce tekrar örtmek için çıktığı sırada Ramazanpaşa Camiinin şerefesindeki efsun askeri tek el ateş edip vurmuştu. Yaptığından memnun arkadaşı ile şakalaşıyorlardı şimdi.

Ev halkı avluya koştuğunda Hafize’nin beyaz mintanı, sırmalı cepkeni kan içindeydi. Başındaki yazması sıyrılmış, sarı saçları görünüyordu, Fâdime’nin kollarında verdi son nefesini. İşgal günleri kim arar, kim sorar gelinin hakkını, canının bedelini.

Yunan tüm Aydın ve havalisinde büyük bir hırs ve gayretle evleri basmaya, yağma ve katliam yapmaya devam ediyordu. Amaçları Türk nüfusu azaltıp, Rum nüfusu çoğaltarak buraları Yunanistan’a bağlamaktı.

Halk iç taraflara ve Menderes’in güneyine kaçmaya başlamıştı. Erzaksız, susuz kaçışlar da kurtuluş değildi, bu kez Yunan yollarını kesiyor, saklandığı tepelerden mitralyözle ateş ediyordu.

Kentin askeri ve sivil idarecileri de halkın göç etmesini, Türk nüfusun azalmasını  önlemek için gerilerdeki, daha güvenli olabilecek mahallelere  yerleştirmeye çalışıyorlardı. 

Sivil halk silahlanmaya başlamış, Kuvayı Milliyeyi oluşturmuştu. Dağdaki zeybekler savaşa en hazır gruplardı, Kuvvaya katıldılar.

Emir Ayşe kararını vermişti, kalmayacaktı burada. Canı da, ırzı da tehlikedeydi. O gece Çine’ye doğru yola çıkan bir kafile vardı. Hazırlıklara başladı, yanına biraz para aldı, fazlası  tehlikeliydi. Altınlarını gündüzden bir tenekeye doldurup bahçedeki bir nar ağacın dibine kimseye göstermeden gömdü. İncir çoktu, dönüşte hangisinin altına diktiğini hatırlamayabilirdi ama topu topu üç nar vardı, kolayca bulurdu.

Siyah çarşafını giydi, gecenin karanlığında görünmez olmak istiyordu, annesinin babasının elini öptü, gidip de dönmemek vardı. Salih efendi bu gidişten endişeliydi ama kızının burada kalması daha tehlikeliydi. “Yolun açık olsun kızım” dedi, Fâdime kadın gözyaşları içinde okudu, üfledi “Allah seni korusun” diye sarıldı.

Biraz sonra ağır demir kapının yavaşça tıkırdadığını duydular, anlaştıkları gibi bir kadın, bir erkek iki kişi Emir Ayşe’yi almaya gelmişlerdi. Kadın da kendisi gibi kara çarşaflı, peçeliydi. Ayşe yavaşça  dışarı süzüldü, karanlık sokaklarda sessizce ilerlemeye başladılar.

Yol aldıkça kendilerine katılanlar oluyordu, gittikçe sayıları arttı. Şehirden çıkınca birden karşılarına silahlı zeybekler çıkmıştı, önce korktular, eşkıya mıydı yoksa bunlar? Sonra anladılar ki, kendilerini korumak için gelmişlerdi. Emir Ayşe’yi evinden alan genç adama ve kadına silah verdiler, hep birlikte yola devam ettiler.

Gün ağarırken daha Menderes’e gelememişlerdi. Etraf pamuk tarlasıydı, saklanacak soluklanacak yer de zaman da yoktu. Yunan’a görünmeden Çine’ye ulaşmaları gerekiyordu ama aralarındaki yaşlılar ve çocuklar yeteri kadar hızlı yürümelerine imkan vermiyordu. Bir gayret ilerideki incir bahçelerine varmaya çalıştılar.

Sık incirlerin arasına sığındıkları zaman bir kadının doğum sancıları tuttu, bağırıyordu. Başına toplanan diğer kadınlar telaşla ağzını kapadılar, “Sus, hepimizi ele vereceksin, al şu bezi ısır”. Kadın inleyerek doğurmaya çalışıyordu, bebeği vücudundan bir atsa rahatlayacaktı. Kulağı görünmüş, bir türlü çıkmıyordu. Emir Ayşe kulağından tuttuğu gibi çekti çıkardı bebeği, bir viyaklama ile bu can pazarı dünya ile tanıştı bebecik. Hemen sarıp sarmaladılar, annenin kucağına verdiler, memesini ağzına dayadılar.

Yıllar sonra bir delikanlı gösterdiler Emir Ayşe’ye “Bak, bu senin o gün doğurttuğun bebek” Delikanlının kulağı dikkatini çekti, eğriydi.

Annenin biraz dinlenmesi gerekiyordu ama daha yol uzundu, kaybedecek zamanları yoktu. Menderes’i bir geçseler gerisi kolaydı. Sonrası İtalyan bölgesiydi, onlar Yunan gibi katliam yapmıyorlardı.

Memleketin her yeri işgal altındayken halkın katliam yapmayan işgalcilere sığınmaya çalışması ne acı bir ironiydi.

Daha yarım saat önce doğum yapmış kadını kucağında bebekle yürütmek çok zor olacaktı, onu burada da bırakamazlardı. Ne yapsak diye düşünürken ileriden başka bir kafilenin yaklaştığını gördüler. Onların kağnıları vardı.  Bu ateşten günlerde omuz omuza vermekten başka çare yoktu. Kadını ve bebeğini kağnıya bindirip olabildiğince hızla yola koyuldular.

Menderes… Ah Menderes! Sana bir ulaşsak, serin sularında yüzümüzü yuğsak. Yunan hangi taşın ardındadır acaba korkusu ile ilerlediler, ilerlediler. Akşam oluyordu. Gün batarken gökyüzü kan kırmızı olmuştu. İnsana huzur ve mutluluk veren bu görüntüyü can korkusu çeken kafile görmedi bile.

Uzaktan Menderes göründü, mevsim yaz olunca suyu azalmıştı. Ha gayret dediler birbirlerine, az kaldı.

Tam akşam ezanı saatiydi. İlerdeki köyün minaresine baktı Ayşe, ezan sesi gelir mi diye, cılız da olsa hiçbir ses duymadı. Köy terk edilmiş gibiydi, hiçbir hareket görünmüyordu.

Menderes’e vardıklarında yorgunluktan adım atacak halleri kalmamıştı ama nehri geçmeleri gerekiyordu. Efeler halkın önünde durdu; “Köprüye birden yüklenmeyin, sırayla geçeceksiniz.”

Kafile yavaş yavaş yürümeye başladı, nehri aşan oh deyip kendini yere atıyordu. Ama yol bitmemişti, Çine hala çok uzaktı.

Efeler, hadi dediler, kalkın devam ediyoruz. Onlar halkı güvenli bölgelere götürdükten sonra dönüp savaşacaklardı, eli silah tutan her Aydınlının yaptığı gibi.

O gece şanslarından mehtap yoktu, her yer zifiri karanlıktı. Uzaktan uzağa köpek havlamaları duyuluyordu. Terk edilen köylerde kalan köpeklerin sesiydi. Bir  saat daha yürüdükten sonra dinlenelim dediler, yeter, yürümekten öleceğiz. Dinlenelim, sonra daha hızlı yürürüz.

Çıkınlar açıldı, kuru yufkalar çıkarıldı, tedbirli olanın çıkınında çörek otlu Karpuzlu peyniri vardı, yufkaya sarıp yediler, üstüne sularını içtiler, dinlenmek iyi gelmişti. Efeler biraz uyumalarına izin verdi, gün doğmadan yola çıkmaları gerekiyordu.

Üç saat sonra efeler hareketlenmeye başladı, uyuyanları dürterek uyandırıyorlardı. “Hadi kalkın artık, yol uzun, Çine’de uyursunuz” Kimsede kalkıp adım atacak hal kalmamıştı, hele çocuklar, tatlı uykudan uyanamıyorlardı. Anne, babalar küçük çocuklarını sırtlarına aldı, yavaş yavaş yürümeye başladılar.

Nasıl adamlardı bu efeler,  sekiz kişiydiler, fişekliklerini çapraz takmışlar, mavzerleri ellerinde, kamaları bellerinde, körüklü çizmeleri ile ceylan gibi sekiyor, aslan gibi yere sağlam basıyorlardı. Kedi gibi de sessizdiler, çıt çıkarmadan ilerliyorlardı. Mola sırasında dördü nöbet tutmuş, diğerleri uyumuştu, üç saat sonra da hepsi çakı gibi ayaktaydılar. Yıllarca dağlarda yaşamak zor koşullara alıştırmıştı onları, hiç yorulmuyor, hiç acıkmıyorlardı.

Kafile gün doğmadan Çine’ye ulaşsın istiyorlardı ama sırtlarında çocuklarla yürümek zorlaşmıştı, daha ağır ilerliyorlardı.

Emir Ayşe yaşlı bir kadının koluna girdi, “Keşke gelmeseydin teyzem” dedi. “ Hunu ne etcedim gızım?” diye yanındaki on üç yaşındaki torununu gösterdi, “Yalnız olsam bir yere gımıldamam, Yunan öldürcese, öldürsün, yaşamışım yaşeyceğim gadar, emme bu gızı ne edem, babası şehit, anası geçen yıl sıtmadan öldü, bi başına galdı. Aydın’da galsak başına ne gelcek Allah bilir, mecbur çıktım yola”

Emir Ayşe cevap veremedi, haklıydı kadın. Neler duymuşlardı, boşuna değildi bunca insanın yayan yapıldak yollara düşmesi.

Gün ağarırken uzaklardan silah sesleri gelmeye başladı, önce tüfek, sonra mitralyöz sesiydi. Efeler telaşla yatın yere, yatın yere diye bağırdılar. Ama görünürde kimseler yoktu. Anladılar ki Yunan bir başka kafileyi basmıştı, kim bilir kaç kişinin canına kıymışlardı yine.

Toparlanıp tekrar yola koyuldular. Güneş sol tarafta, dağların ardından kıpkırmızı görünmeye başlamıştı. Zeytin yaprakları güneşin ilk ışıkları altında gümüş gibi parlıyordu. Tatlı bir sabah serinliği vardı. Haziran ayındaydılar, zaman ilerledikçe havanın iyice ısınacağını biliyorlardı.

Birden on yaşlarında bir oğlan çocuğunun incecik sesiyle “Bebek, bebek” diye bağırdığını işittiler. Hepsi ne oldu diye merakla oğlana bakıyordu. Efelerden biri oğlanın yanına gitti, “Ne var, ne oluyor kızan” diye sakince sordu.

Çocuk, yandaki hendekte kundaklı yeni doğmuş bir bebek görmüş, ona bağırıyordu. Efe hendeğe indi, bebeği kucağına aldı, bebeğin başı geriye düşüverdi. Ölmüştü. Belli ki başka bir kafileden bırakılmıştı. Ölmüş de mi bırakmışlardı, taşıyamadıklarından bıraktıkları için mi ölmüştü, hiçbir zaman bilemeyeceklerdi. Efe, “Ölmüş” dedi yanındakilere. Aldığı yere koydu bebeği, kundağın ucu ile yüzünü örttü, güneşten korumak istercesine. Mezar kazacak zaman da malzeme de yoktu, yola devam ettiler.

Çine’ye vardıklarında akşam oluyordu. Nihayet gelmişlerdi ama yalnız değillerdi, kendileri gibi binlerce muhacir vardı. Bu küçücük yerde nerede kalacak, ne yiyip içecekler belli değildi. Kendilerini attılar yerlere, bir daha kalkmak istemezcesine. Allahtan mevsim yazdı ve Aydın’da yazlar uzun sürerdi.

İçlerinde Emir Ayşe gibi üç beş iyi durumda olan vardı ama Çine’ye gelen muhacirlerin diğer yerlere göçenlere göre daha muhtaç, daha yoksul olduğu görülüyordu. Üstlerinde başlarında bir şey yoktu. Kendilerinden önce gelenler camilere, medreselere yerleştirilmişti. İtalyanlar kırk çadır kurmuş, bir kısmını çadırlara yerleştirmişti. Emir Ayşe şimdilik bekleyecekti, ne verirlerse yetinmek zorundaydı, sonra belki bir ev kiralardı.

Zaman geçtikçe hükümetin verdiği zahire yardımı yetmez olmuştu, hem bütün ihtiyaç zahire değildi ki. Muhacirlerin bir kısmı zeytin, pamuk toplama işinde çalışmaya başladılar. İtalyanlar gücü kuvveti yerinde olanları küçük bir para karşılığında yol yapımında ve tamirinde kullanıyorlardı. Parası azdı ama olsun, hayattaydılar ya. Hem karın doyurmaktan başka nereye harcayacaklardı?

Emir Ayşe’nin parası onu geçindirmeye 4-5 ay yeterdi, sonra ne yapacaktı? Para suyunu çekene kadar bekleyemezdi, nalın yapmayı öğrendi. Bir keser, bolca odun alıp işe koyuldu.

O zamanlar plastik terlik, tokyo mu var, Aydın da sıcak yer, yazın kırk derece sıcakta insanlar yün çorap, ayakkabı giyecek değil ya, nalın sadece hamamda değil, günlük hayatta da çok kullanılıyor. Üstüne çini mürekkebiyle bir iki desen çizdin mi gelin çeyizi bile oluyor. Emir kadın nalın yapmaya başladı. Gittikçe daha da ustalaşıyordu. Değişik boylarda günde on çift  nalın yaptığı oluyor, hiçbiri de elinde kalmıyordu. Akşamları çadırın önünde otururken nalınların içine birkaç desen çiziyor, ertesi gün daha pahalı satıyordu. Para kazanmayı sevmişti.

Aylar hızla geçiyordu, Çine’ye geleli dört ay olmuş, deli sıcaklar bitmiş, geceleri soğumaya başlamıştı. Kışı çadırda geçiremezdi, bir ev bulmalıydı, daha ne kadar kalacak belli değildi ama o günlerde Çine’de kiralık ev bulmak da kolay değildi. Çadıra tıpır tıpır vuran yağmurun sesini dinleyerek İtalyanların verdiği battaniyeye sarındı, derin bir uykuya daldı.

Ertesi gün ilk işi ev aramak oldu,  akşama kadar başını sokacak bir göz oda bulmuştu. Çadırdan sonra burası ona saray gibi gelmişti. Hemen kireçledi odayı, börtü böcekten kurtulmuştu. Şiltesini hasırın üstüne serdi, battaniyesine sarınıp oturdu. Dışarıda yine yağmur vardı. Havalar iyice soğumadan bir odun sobası kuracaktı. Nalınlardan artan yongaları yakar ısınırım diye düşündü, soğuğu kırsa yeter.

“Emir kadın, sen o evde yalnız mı yaşıyon?” “Evet, yalnızım” “Beni de alsan hem kiraya ortak olurum, hem can yoldaşı olurum sana”

Huriye kadının teklifi mantıklı gelmişti Emir Ayşe’ye, kabul etti. Huriye de kendisi gibi yalnız bir kadındı. Annesiyle birlikte kaçıp gelmişti İncirliova’dan. Yol yorgunluğuna, sefalete dayanamayan yaşlı kadın kısa sürede ölmüş, Çine’de toprağa verilmişti. Kocası askerde, kim bilir nerelerdeydi. Şehit mi, gazi mi hiç haber yoktu. 

7 Eylül 1922’de Yunan Aydın’dan kovulana kadar iki kış, iki yaz geçirdiler bu evde. Ayşe’nin aklı Aydın’daydı. Arkadan gelen muhacirlerden Hatice kadının öldüğünü, annesinin babasının güvenli bir yere nakledildiklerini öğrendi.  Hatice kadına üzülmüş müydü? Bilemedi, Allah rahmet eylesin dedi, ölenin arkasından başka ne denebilirdi ki?

7 Eylül’de yerli Rumlar ve Yunan Aydın’ı yakıp yıkıp Türk süvarisinin önünden arkalarına bile bakmadan kaçtılar. Sokaklarda bir bayram havası vardı.

“Emir kadın, Yunan gitmiş diyola, Aydın’ı döncen mi gari?” Huriye çok heyecanlıydı. “Biliyom” dedi, “Ama dur bi bekleyelim, dağda bayırda kalanları olur, canımı yolda bulmadım ben, hele iyice temizlensinler, döneriz”

Huriye yerinde duramıyordu, “Hadi gari” dedi, “ Hadi biz de gidelim, şenlik var” Emir kadın, üstlüğünü aldı, dışarı çıktılar. Halk sevinçten yerinde duramıyordu.

Bir hafta sonra Yunanın iyice temizlendiği haberi gelince insanlar kafileler halinde dönüş yolculuğuna başladılar. Giderken taşıdıkları endişe ve korku yerini sevinç ve mutluluğa bırakmıştı.

Üç gün sonra Aydın’a ulaştıklarında şehrin üstünden hala dumanlar çıkıyordu ama olsun, yeniden yaparız, yeter ki özgür olalım dediler.

Buket Değer SARAN

OLAY AYDIN



Bu yazı 34937 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
HAVA DURUMU
PUAN DURUMU
Takım O G M B A Y P AV
1 Başakşehir FK 32 19 4 9 62 31 66 +31
2 Trabzonspor 32 17 4 11 71 37 62 +34
3 Sivasspor 32 16 7 9 52 35 57 +17
4 Beşiktaş 32 17 10 5 54 40 56 +14
5 Galatasaray 32 14 8 10 50 34 52 +16
6 Alanyaspor 32 14 9 9 57 35 51 +22
7 Fenerbahçe 32 14 10 8 55 43 50 +12
8 Gaziantep FK 32 10 10 12 46 48 42 -2
9 Antalyaspor 32 10 11 11 38 50 41 -12
10 Göztepe 32 10 13 9 40 45 39 -5
11 Kasımpaşa 32 11 15 6 48 54 39 -6
12 Gençlerbirliği 32 9 14 9 39 51 36 -12
13 Denizlispor 32 9 15 8 31 46 35 -15
14 Konyaspor 32 7 13 12 30 46 33 -16
15 Yeni Malatyaspor 32 8 16 8 44 47 32 -3
16 Çaykur Rizespor 32 9 18 5 34 54 32 -20
17 Kayserispor 32 8 16 8 39 69 32 -30
18 MKE Ankaragücü 32 6 15 11 30 55 29 -25
Takım O G M B A Y P AV
1 Hatayspor 33 18 6 9 45 27 63 +18
2 BB Erzurumspor 33 17 8 8 38 25 59 +13
3 Adana Demirspor 33 16 7 10 68 43 58 +25
4 Akhisarspor 33 16 8 9 43 35 57 +8
5 Bursaspor 33 17 8 8 48 38 56 +10
6 Fatih Karagümrük 33 14 8 11 50 39 53 +11
7 Altay 33 13 8 12 46 36 51 +10
8 Keçiörengücü 33 12 10 11 29 25 47 +4
9 Ümraniyespor 33 12 13 8 47 47 44 0
10 Giresunspor 33 12 13 8 38 45 44 -7
11 Menemenspor 33 11 12 10 41 45 43 -4
12 İstanbulspor 33 9 11 13 45 40 40 +5
13 Balıkesirspor 33 9 13 11 33 44 38 -11
14 Altınordu 33 8 13 12 36 43 36 -7
15 Boluspor 33 5 13 15 27 41 30 -14
16 Osmanlıspor FK 33 7 17 9 37 53 27 -16
17 Adanaspor 33 3 18 12 30 52 21 -22
18 Eskişehirspor 33 7 20 6 34 57 12 -23
Takım O G M B A Y P AV
1 Samsunspor 28 23 1 4 64 11 73 +53
2 Manisa FK 28 19 3 6 79 31 63 +48
3 Hekimoğlu Trabzon 28 17 7 4 51 34 55 +17
4 Sancaktepe FK 28 16 8 4 51 23 52 +28
5 İnegölspor 28 13 9 6 41 30 45 +11
6 Afjet Afyonspor 28 13 11 4 47 30 43 +17
7 Tarsus İdman Yurdu 28 14 13 1 45 39 43 +6
8 Pendikspor 28 11 10 7 40 39 40 +1
9 Sarıyer 28 11 10 7 34 33 40 +1
10 Zonguldak Kömürspor 28 9 10 9 35 37 36 -2
11 Çorum FK 28 11 14 3 36 42 36 -6
12 Hacettepe Spor 28 11 15 2 37 48 35 -11
13 1922 Konyaspor 28 9 13 6 38 45 33 -7
14 Kırklarelispor 28 8 11 9 25 41 33 -16
15 Başkent Akademi FK 28 9 15 4 37 41 31 -4
16 Amed Sportif 28 7 14 7 28 46 28 -18
17 Gümüşhanespor 28 7 17 4 31 57 25 -26
18 Şanlıurfaspor 28 0 27 1 10 102 14 -92
Takım O G M B A Y P AV
1 Serik Belediyespor 28 16 5 7 49 24 55 +25
2 24Erzincanspor 28 14 4 10 47 22 52 +25
3 68 Aksaray Belediyespor 28 14 6 8 43 27 50 +16
4 1928 Bucaspor 28 14 7 7 47 34 49 +13
5 Artvin Hopaspor 28 12 5 11 38 21 47 +17
6 Düzcespor 28 12 6 10 32 18 46 +14
7 Karaköprü Belediyespor 28 10 6 12 25 22 42 +3
8 Çatalcaspor 28 9 5 14 39 28 41 +11
9 Silivrispor 28 8 6 14 37 31 38 +6
10 Sultanbeyli Bld. 28 9 8 11 33 27 38 +6
11 Kızılcabölükspor 28 8 8 12 39 37 36 +2
12 Yomraspor 28 9 10 9 28 30 36 -2
13 52 Orduspor FK 28 7 7 14 21 20 35 +1
14 Çankaya FK 28 9 12 7 33 37 34 -4
15 Şile Yıldızspor 28 6 11 11 23 30 29 -7
16 Erzin Spor Kulübü 28 6 12 10 27 34 28 -7
17 Tokatspor 28 1 23 4 16 66 7 -50
18 Manisaspor 28 1 24 3 16 85 0 -69
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 17/07/2020 Galatasaray vs Göztepe
 18/07/2020 Alanyaspor vs Denizlispor
 18/07/2020 Başakşehir FK vs Kayserispor
 18/07/2020 Trabzonspor vs Konyaspor
 19/07/2020 Çaykur Rizespor vs Yeni Malatyaspor
 19/07/2020 MKE Ankaragücü vs Antalyaspor
 19/07/2020 Beşiktaş vs Fenerbahçe
 19/07/2020 Gaziantep FK vs Kasımpaşa
 20/07/2020 Sivasspor vs Gençlerbirliği
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 17/07/2020 Menemenspor vs Altınordu
 18/07/2020 Adana Demirspor vs İstanbulspor
 18/07/2020 Akhisarspor vs Keçiörengücü
 18/07/2020 BB Erzurumspor vs Ümraniyespor
 18/07/2020 Fatih Karagümrük vs Adanaspor
 18/07/2020 Giresunspor vs Altay
 18/07/2020 Hatayspor vs Bursaspor
 19/07/2020 Eskişehirspor vs Boluspor
 19/07/2020 Osmanlıspor FK vs Balıkesirspor
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 18/03/2020 Van Spor 2 - 1 Ergene Velimeşe
 15/03/2020 Bodrumspor 0 - 1 Bandırmaspor
 15/03/2020 Kardemir Karabükspor 0 - 1 Niğde Anadolu FK
 15/03/2020 Ergene Velimeşe 0 - 3 Tuzlaspor
 15/03/2020 Van Spor 0 - 1 Sakaryaspor
 15/03/2020 Sivas Belediyespor 0 - 3 Kastamonuspor
 15/03/2020 Kahramanmaraşspor 0 - 1 Kırşehir Belediyespor
 15/03/2020 Uşak Spor 3 - 0 Elazığspor
 14/03/2020 Etimesgut Belediyespor 1 - 2 Eyüpspor
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 18/03/2020 Artvin Hopaspor 0 - 1 Sultanbeyli Bld.
 18/03/2020 Yomraspor 1 - 0 Serik Belediyespor
 15/03/2020 Kızılcabölükspor 1 - 0 Erzin Spor
 15/03/2020 Manisaspor 0 - 4 68 Aksaray Belediyespor
 15/03/2020 Serik Belediyespor 0 - 0 Düzcespor
 15/03/2020 Sultanbeyli Bld. 2 - 2 Silivrispor
 15/03/2020 Çatalcaspor 1 - 1 24Erzincanspor
 15/03/2020 Tokatspor 1 - 2 1928 Bucaspor
 15/03/2020 Artvin Hopaspor 2 - 1 Çankaya FK
HABER ARA
YUKARI