Bugun...


TELLİ KURŞUN YARASI’NDAKİ TÜRKÜLER VE AĞITLAR!
Tarih: 22-06-2020 09:29:48 Güncelleme: 22-06-2020 21:29:48 + -



facebook-paylas
Tarih: 22-06-2020 09:29

TELLİ KURŞUN YARASI’NDAKİ TÜRKÜLER VE AĞITLAR!

TELLİ KURŞUN YARASI’NDAKİ TÜRKÜLER VE AĞITLAR!

Hep söylerim; belediyelerin kültürel etkinlikleri, öncelikle bir kimlik arayışının ürünü olmalıdır. Yoksa popüler adları parlatan genel geçer heveslerle günü kurtarmak, kimseye bir şey kazandırmaz.

 

16 yıl önce bugün yitirdiğimiz değerli Büyükşehir Belediye Başkanımız Ahmet Piriştina da böylesi taşkın bir hevesle yola çıkmış, İzmir kentine yönelik kimlik arayışlarına yol açan araştırmaların ışığını yakmıştı. Kendisini sevgiyle anıyoruz.


Aydın Efeler Belediyesi’nin başlattığı kültür yayınları dizisi de tarihi araştırmalardan çocuk edebiyatına uzanan geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Bu yelpaze içinde Ahmet Zeki Muslu’nun, ince bir emekle derlediği Telli Kurşun Yarası ⃰ adlı “Efe-Zeybek Türküleri ve Ağıtları” seçkisi çok özel bir öneme sahip.
Muslu, kitabın önsözünde, “17. Yüzyıldan sonra Osmanlı tımar (toprak) düzeninin bozulmasına koşut olarak, yörenin dağlarında yerden bitercesine çoğalan zeybek çeteleri dolaşmaya başladı. Aynı yıllarda Anadolu’nun diğer bölgelerinde de Celâliler ayaklanması görülür. Devlet bir yandan iç huzur ve güvenliği sağlamaya çalışırken, bir yandan da yasadışı ilan ettiği bu insanlara karşı toplu bir ‘imha’, kırım ve yok etme politikası uygular. Aydın elinde bir salgına dönüşen zeybeklik olgusunun önü bir türlü alınamaz. 19. Yüzyılın birinci yarısında Atçalı Kel Mehmet Efe ile doruk noktasına ulaşır. Efe’nin Aydın’ı ele geçirip “Vâliy-i vilâyet, Hâdeme-İ Devlet, Atçalı Kel Mehmet” diye mühür kazıtması, bağımsızlığını duyurmasıyla en parlak dönemine ulaşır,” bilgisini geçerek, halk desteğini alan efelerin devlet katında “eşkıya” olarak anıldığını belirtir.

 

Evet, bir yönüyle ‘ağıt’ formundadır zeybek türküleri. Çünkü hemen hemen hepsi, Posluoğlu Mehmet Efe Türküsü’nde geçen “İki tahta çaktılar / Arasından baktılar / Poslu oğlu Mehmet’i / Kancıklayıp yaktılar”  betimlemesi gibi sonu kanlı tuzaklara yol açan bir dizi ihanetin ürünüdür. Türkülerde olup bitenlere bakılırsa vahşetin bini bir paradır. Elbette ki böyle bir son, tıpkı Şeyh Bedreddin kalkışmasında olduğu gibi derin yaralar açmıştır halkın sinesinde. Bu anlamda zeybek türküleri bir yerde bellek arşivi özelliğini korur. Sözgelimi, Bir Türkmen Ağıtı başlığı altında duyurulan “İriş Dede Sultan, kavgaya iriş” çığlığı, tarihsel karşıtlığını korur. Çünkü böyle bir çağrının içinde,  aynı zamanda “Sultanın ettiğin koma yanına” vasiyeti yazılıdır. 

 

Nereden bakılırsa bakılsın, egemen sınıf tarihçilerinin bir kalemde silip attığı insanlık acılarının gerisindeki kanamalar hâlâ devam eder. Yani şiirin hasıyla, “Üstünün toprağı gözümün yaşı” diyen Çakıcı Mehmet Efe Ağıtı’ndaki yakımın sahibi, büyük olasılıkla gözü yaşlı bir annedir. Zulme uğrayan insandaki altüst oluş öylesine bir çınlamayla verilir ki, olayın üstünden yüzyıllar da geçse vahşetin izleri canlı kalır:

 

“Mezarımın taşı Bozdağ’a karşı
Üstünün toprağı gözümün yaşı
Çakırcalı’yı vurdular akşama karşı

Uyan anam uyan gör neler oldu
Karıncalı dağ başı kanı ile doldu

Çekin kır atımı binektaşına
Kallarım ermiyor eğer kaşına
Karıncalıdağ’da geldi düşman karşıma

Uyananam uyan gör neler oldu
Karıncalı dağ başı kanı ile doldu”

 

Merkezi otorite aman vermez. Yalan dolanla kıstırdığı sözüm ona eşkıyaların infazını anında yerine getirir. Ya bir kuytuda vurur geçer, ya da hükümet meydanında yağlı urganlarla sallandırır.

 

Ne var halk unutmaz. Çünkü ağıt yakıcılar halkın içinden çıkan görgü tanıklarından başkası değildir. Acıyı bire bir yaşayan anne, kardeş, eş ve arkadaş gözünde kanlı görüntüler, birinci elden çığlık çığlığa belleklere kazınır ve gittikçe yaygınlaşır.

 

Sonuçta öğretmen kökenli Ahmet Zeki Muslu da bir şairdir. Unutursa şiiri kuruyabilir, farkındadır. Ve tüm sorun dünü bugüne, bugünü yarına bağlamaktır, bilinir. Bunu görmek için şairin ilk kitabında Ülkem Dört Mevsim Sonbahar’daki (Ayrım Yay. 1990) birkaç dizeye bakmak yeterlidir:

 

“ver sırtını
beşparmak dağı
menderes ovası
şahin kuşlar konağı
bin dallı ceviz
ve yiğitliğin ebced defteri
uzat kollarını
gelen biziz”

 

Telli Kurşun Yarası’nda bir araya getirilen zeybek türkülerini bu açıdan önemsiyorum.

Aydın Efeler Belediyesi’nin kültürel çabası başka belediyelere de örnek olmalı. En azından ‘kültür’ denince burunlarının dibini görsünler, çevrelerindeki yazardan çizerden haberdar olsunlar.

 

Doğal ki Ahmet Zeki Muslu’nun ince emeğini yürekten alkışlıyorum.

Özenle derlenen  türküler ve ağıtlar seçkisinin sevgiyle okunması dileğiyle…

⃰ Telli Kurşun Yarası / Efe-Zeybek Türküleri ve Ağıtları (Güldeste) – Ahmet Zeki Muslu, T.C. Efeler Belediyesi Kültür Yayınlar, 1.basım, Kasım 2019)

 

Ahmet GÜNBAŞ

OLAY AYDIN






FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GÜNDEM Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YUKARI